Bodhidharma ve doğu düşüncesinde Yol anlayışı…

Yol’a girmek dört kapsamlı uygulamayı içerir: haksızlığa katlanmak, koşullara uyum sağlamak, hiçbir şey aramamak ve Dharma’yı uygulamak.

Önce, haksızlığa katlanmak. Yol’u arayanlar zorlukla karşılaştıkları zaman şöyle düşünmeliler: “Geçip giden sayısız yıllar boyunca , esas olandan önemsiz olana döndüm ve çoğunlukla kendimi hiç nedensiz öfkeli ve sayısız günahtan dolayı suçlu hissederek her çeşit varoluşun içinde dolanıp durdum. Şimdi yanlış yapmasam da geçmişim tarafından cezalandırılıyorum. Ne tanrılar ne de insanlar kötü edimin ne zaman meyve vereceğini önceden göremez. Bunu açık bir yürekle ve haksızlıktan yakınmadan kabul ediyorum.” Sutralar şöyle der: “Zorlukla karşılaştığınız zaman üzülmeyin çünkü bunun bir anlamı vardır.” Böyle bir anlayışla, akılla uyum içinde olursunuz ve haksızlığa katlanarak Yol’a girersiniz.

İkincisi, koşullara uyum sağlamak. Bizler faniler olarak kendimiz tarafından değil, koşullar tarafından yönetiliriz. Yaşadığımız tüm acı ve sevinçler koşullara bağlıdır. Eğer bize ün veya servet gibi büyük bir ödül ihsan edilirse, bu geçmişimizde ektiğimiz bir tohumun meyvesidir. Koşullar değiştiği zaman bu sona erer. Bunun varlığından neden zevk alalım ki? Fakat başarı ve başarısızlık şartlara bağlıyken zihin hiçbir zaman küçülmez ve büyümez. Sevinç rüzgarından etkilenmeden kalanlar sessizce Yol’u izlerler.

Üçüncüsü, hiçbir şey aramamak. Bu dünyanın insanları aldanış içindedir. Her zaman bir şeyi özlerler – her zaman, tek kelimeyle, ararlar… Fakat bilge olanlar uyanır. Gelenek yerine aklı seçerler. Zihinlerini yüce olana odaklarlar ve bedenlerinin mevsimlerle değişmesine izin verirler. Tüm olgular boştur. Arzu etmeye değecek hiçbir şey içermezler. Saadet sürekli felaketle yer değiştirir. Bu üç alemde oturmak yanan bir evde oturmaktır. Bir bedene sahip olmak acı çekmektir. Bedeni olan biri huzuru bilir mi? Bunu anlayanlar kendilerini var olan her şeyden koparır ve hayal etmeyi ya da bir şeyleri aramayı keserler. Sutralar şöyle der: “Aramak acı çekmektir. Hiçbir şey aramamak mutluluktur.” Hiçbir şey aramadığınız zaman Yol’dasınızdır.

Dördüncüsü, Dharma’yı uygulamak. Dharma bütün doğaların saf olduğu gerçeğidir. Bu gerçeğe göre, tüm görünüşler boştur. Kutsal olana saygısızlık ya da bağlılık, nesne ve özne mevcut değildir. Sutralar şöyle der: “Dharma hiçbir varlığı içermez çünkü varlığın murdarlığından bağımsızdır ve Dharma hiçbir nefs içermez çünkü nefsin murdarlığından bağımsızdır.” Bu gerçeği anlayacak ve inanacak kadar bilge olanlar  Dharma’ya uygun olarak çalışmak zorundadırlar… ve gerçek olan haset etmeye değecek hiçbir şey içermediği için, onlar bedenlerini, yaşamlarını ve sahip olduklarını hiçbir pişmanlık duymadan, hiç kibirlenmeden ve taraftarlık veya bağlılık göstermeden bağışlarlar. Ve murdarlığı kaldırmak için diğerlerine öğretirler fakat şekle bağlı kalmadan yaparlar bunu. Böylece kendi çalışmaları yoluyla başkalarına yardım edebilir ve Aydınlanma Yolu’nu yüceltebilirler ve, bağışta olduğu gibi, diğer erdemleri de uygularlar. Fakat aldanışı ortadan kaldırmak için altı erdemi uygularken hiçbir şey uygulamazlar. Dharma’yı uygulamakla kastedilen budur.

Yorum bırakın