OIDIPUS KOMPLEKSİ
Yapısal nevrozlarda analizi hastanın çocukluk imagolarına duyduğu ısrarlı, ümitsiz (ve bozukluğa yol açan) cinsel sevgiyi ve yine ısrarlı, ümitsiz (ve bozukluğa yol açan) rekabetçi nefreti fark etmesine ve bu farkındalığın verdiği güçle kendisini çocukluğunun duygusal engellerinden kurtarıp sevgi ve kızgınlık duygularını şimdiki gerçekliğin nesnelerine yöneltebilmesini beklemek klasik psikanalitik tedavi yoludur.
Analizin başarı ya da başarısızlığını belirleyecek olan, oedipal dönemdeki nesne-içgüdüsel bağlantılardan görece özgürleşmesidir.
NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Kişiliğin merkezi yapılarının (kendilik yapılarının) eksiklikleri yüzünden ortaya çıkan psikolojik işlev bozuklukları bu alanın konusudur.
Narsisistik kişilik bozukluklarının çekirdeksel psikopatolojisi oidipus kompleksine bağlı çözümlenmemiş ve bastırılmış çatışmalara denk düşer. Bu patoloji şunlardan oluşur:
1- Kendiliğin psikolojik yapısındaki, çocuklukta edinilmiş eksiklikler.
2- Savunucu ya da telafi edici ikincil yapılar.
Bir yapı, kendilikteki birincil eksikliği örtmeye yarıyor ise savunucu yapıdır. Eğer yapı kendilikteki bir eksikliği sadece örtmek yerine kendiliğin diğer bir kutbunu güçlendirmek yolu ile telafi ederek kendiliğin işlevsel olarak iyileştirilmesini sağlıyorsa telafi edici yapıdır.
Savunucu Yapı
Narsisistik kişilik bozukluğunda aşırı heyecan belirtisinin (sahte canlılık) savunucu doğasını seçmek zor değildir. Bunun gerisinde düşük bir kendilik saygısı ve depresyon (köklü bir değersizlik, başkaları tarafından önemsenmeme ve reddedilme duygusu, karşılık görmeye yönelik dinmez bir açlık ve güven tazeleme özlemi) vardır. Sonuçta hastanın aşırı canlılığı, kendi kendisini uyarma yoluyla içsel ölülük ve depresyon duygusuna direnme girişimi olarak anlaşılmalıdır. Bu hastalar, çocuklukta duygusal olarak karşılık görmediklerini hissetmiş, erotik ve böbürlenmeci fantezileri ile yalnızlık ve depresyonlarının üstesinden gelmeye çalışmışlardır. Bu hastaların yetişkin davranışları ve fantezi dünyaları genellikle çocukluktaki özgün savunmaların aynısı değildir. Anlamlı kişisel yakınlıklardan yoksun geçen heyecanlı, fazla coşkulu ve aşırı derecede idealist bir ergenlik döneminde çocukluk fantezileri romantik bir biçimde algılanan kültürel (estetik, dini, politik vs.) amaçlara yönelik yoğun bir adanmışlığın etkisiyle genellikle dönüşüme uğrar. Fakat bu romantik idealler, normal olarak bekleneceği gibi, birey erişkinliğe ulaştığında geri plana çekilmez; yetişkin kişiliğin hedefleriyle rahatlatıcı biçimde bağdaştırılmaz; kişiliğin dramatik, yoğun ve teşhirci yönleri olgun bir üretkenlikle güvenilir biçimde kaynaştırılamaz. Bu durumda yetişkinlik yaşamının heyecanla sürdürülen erotikleşmiş etkinlikleri, alttaki depresyondan yalnızca bir adım ötede devam ettirilir.
Telafi Edici Yapı
Birincil ihtiyaçlar karşılanamadığında bu ihtiyaçlara dair eksik bölümlerin bireyin kendilik gücü ile kapatılması yönünde geliştireceği yapılar telafi edici rol oynar.
Örneğin annesi tarafından doyum verici biçimde aynalanmamış ve babayı idealleştirmeye olan yönelimi babanın bu rolü almaması ile kesintiye uğramış bir erkek hasta babasının edebiyata olan ilgisini içselleştirerek bu alanda beceri sahibi olmuş ve meslek olarak da sanat eleştirmenliğine yönelmiştir. Böyle bir durumda kendilikteki gücün kaynağı yine babadan gelen bir özdeşime dayandığından baba figürünün anne figürüne göre daha güç verici olduğu sonucuna varılabilir. Yine de bu gücün tamamlanmamış birincil ihtiyaçlarla dolu bir ilişkiden sonra ortaya çıkmış olması narsisistik yapının getirdiği bozuklukları bastırmaya yetmeyebilir. Söz konusu hasta mesleğine karşı küçültücü bir bakış geliştirmiş, eşi tarafından terk edilmiş ve fantezilerinde sürekli ve sadece kadınlar tarafından beğenilmiş ve güçlü sadistik denetimi altında onları boyun eğen bir figüre dünüştürmüştür.
Analizin Sonlandırılması
Narsisistik kişilik bozukluğunda analizin sona erdirilme aşamasına iki özgül görevden biri ya da diğeri gerçekleştirildiğinde ulaşılmış olur:
1- Savunucu yapılara analitik olarak nüfuz edildikten sonra kendilikteki birincil eksiklik ortaya çıkarıldığında ve bu eksiklik derinlemesine çalışma ve dönüştürerek içselleştirme yoluyla yeterli biçimde doldurulduğunda… (Öyle ki eskiden eksik olan kendilik yapıları artık güvenilir biçimde işlev görmektedir.)
2- Hasta, kendilikteki birincil eksikliği kuşatan savunmalar, telafi edici yapılar ve bunlar arasındaki ilişkiler açısından bilişsel ve duygusal hakimiyet elde ettiğinde, yani telafi edici yapılar bu sonucun elde edildiği alana bakılmaksızın işlevsel olarak güvenilirlik kazandığında, narsisistik kişilik bozukluğuna ilişkin analizin son evresine varmış oluruz. Bu işlevsel iyileştirme, öncelikle birincil eksikliğin bulunduğu alandaki gelişmelerle ya da telafi edici yapılarda (bunların yapısal eksikliklerinin dönüştürerek içselleştirme yoluyla iyileştirilmesi de dahil olmak üzere) meydana gelen değişimlerin analiziyle ya da hastanın birincil eksiklikle telafi edici yapılar arasındaki bağlantıyı kavraması ve böylece olaya hakimiyetinin artmasıyla ya da bu alanların bazılarında ya da hepsinde başarı elde edilmesiyle sağlanabilir.
