Hasta ile ilişki : Kişi ya da Şey
Hastanın anlattıklarını “hastalık belirtileri” olarak görmek kendi düşünce kategorilerimizi ona yüklemekle sonuçlanır; diğer yandan onun ‘şimdi’sini, değişmez bir geçmişin mekanik bir sonucu olarak ‘açıklayabileceğimizi’ düşünmek de aynı şeydir.
Bu iki tutumu benimsemek, hastanın bize iletmeye çalışıyor olabileceği şeyleri anlamaktan alıkoyar bizi. Örneğin ben sizinle konuşuyor olsam:
- Konuşmamdaki anomalileri değerlendirmeye,
- Beyin hücrelerimin oksijeni nasıl metabolize ettiğine ilişkin tasavvurunuz uyarınca söylediklerimi açıklamaya,
- Geçmiş tarihe ve sosyoekonomik arka plana dayanarak, şu anda bu şeyleri neden söylediğimi keşfetmeye çalışabilirsiniz. Bunlar size ne söylediğimi anlamanıza yetmez.
* * *
Bir metin ve yorumcusu örneğinde ikisi de, kendisi gibi olan başkaları ile birlikte zamanda ve mekanda sürekli bir nesne olarak dünya içinde var olmaktadır. Psikotik ilişkide bu temel varsayım bulunmadığından onu anlamak daha zordur.
* * *
Psikiyatristler, artık ilke olarak, şizofrenik hastayla işlerliği olan bir hekim-hasta ilişkisi kurulabileceğini kabul edebilirler. Bu imkansız görünürse ve göründüğünde hastanın psikopatolojisinden dolayı değil aksine hekimin kişilik sorunlarından dolayıdır. (Frieda Fromm-Reichmann)
* * *
“Anlama” anlık bir süreç değildir, anlama sevgidir.
Asgari olarak, hastanın, bizi de içeren dünyayı ve kendini nasıl deneyimlediğini bilme kapasitesi gerektirir.
Birinin soyut insanlığını değil kendisini sevebilmek için onu “şizofreni belirtileri” kümesi olarak görmek işe yaramaz. Şizofrenik, yok edilmeksizin anlaşılmak zorundadır. O, bunun mümkün olduğunu keşfetmek zorundadır.
* * *
Şizofrenik çaresizdir; bütünüyle umutsuzdur. Bir insan olarak “tanrı baba” ya da “tanrının annesi” ya da bir başkası tarafından sevildiğini söyleyen bir şizofrenikle hiç karşılaşmadım.
Bir insan, (deneyimlediği haliyle) varoluşunun çıplak hakikatini, büyük bir ciddiyetle, radikal terimler içinde ifade ettiğinde (gerçek dışı veya ölü olduğunu söylediğinde) işte bu akıl hastalığıdır.
* * *
Nedir bizden istenen? Onu anlamak mı? Şizofreniğin kendine ilişkin deneyiminin özü bizim için kavranılamaz olarak kalacaktır. Biz aklı başında, o da akıl hastası olarak kaldığı sürece hep böyle olacaktır. Ama öte yandan, kendi dünyamız içinde kalarak ve kaçınılmaz olarak ona erişemeyecek olan kendi kategorilerimizle onu yargılayarak ona ulaşma ve onu anlama çabası olarak “kavrayış”, şizofrenin ne istediği ne de gereksindiği bir şeydir… Daima onun ayrılığını ve farklılığını, izolasyonunu, yalnızlığını ve umutsuzluğunu tanımak zorundayız. Şizofreni, umutsuzluk kavramı olmadan anlaşılamaz.
