Varlığımız benlik çekirdeğinin çevresinde oluşuyor. İçinde mahpus olduğumuz benlik kabuğunu çatlatıp dışına çıkmak hemen hemen imkansız. Bizim bu kabuğu çocukluktan, ta bu dünyayı bırakıp gittiğimiz ana kadar sürekli olarak taşıyıp durduğumuza kuşku yok. Gene de bu kabuğu çatlatabilmemiz için birçok fırsatlar var elimizde ve bunların ilki ve en büyüğü de ergenlik çağında… Bu çağda ilk…
Etiket: alıntıladıklarım
Lev Tolstoy – Anna Karenina romanından, Stepan Arkadyeviç karakteri…
Stepan Arkadyeviç liberal -ama aşırı liberal olmayan-, görüşlerini çoğunluğun tuttuğu bir gazeteyi okurdu. Yakından ne bilimle, ne sanatla ne de politikayla ilgilenmemesine karşın, çoğunluğun ve gazetesinin savunduğu düşüncelere sımsıkı bağlıydı. Ancak çoğunluk onları bıraktığı -daha doğrusu bıraktığı değil de, onlar kendiliklerinden değiştiği- zaman o da bırakırdı bu düşünceleri. Stepan Arkadyeviç kendiliğinden bir düşünce edinmez, bir…
Çeşitli alıntılar
Kısaca…
Lev Tolstoy – Ivan İlyiç’in Ölümü romanından…
İyi, soylu bir ailedendi Praskovya Fyodorovna. Güzelliğine de diyecek yoktu. Yoksul da sayılmazdı. Ivan Ilyiç çok daha parlak bir evlilik yapmayı umabilirdi ama bu da fena değildi. Ivan Ilyiç’in kendi maaşı vardı, Praskovya Fyodorovna’nın da en azından onunki kadar geliri olacağını umuyordu. İyi ailedendi kız, güzeldi, sevimliydi ve ayrıca oldukça akıllı usluydu da. Ivan Ilyiç’in…
R. D. Laing’den şizofreni üzerine notlar…
Şizofreni hakkında Laing’in görüşleri.
Jungien psikolojide din kavramına bakış…
Kendi yetersizliklerimize bahane bulmaya kararlıysak, gelişmeyi engellediği için, hristiyanlığı suçlayabiliriz. Imitatio christi’nin (İsa sembolü) istemi -bizim bu ülküyü izlememiz, onun gibi olmaya çalışmamız- mantıksal olarak, içteki insanın gelişimini yüceltmenin sonucu olmalıdır. Oysa gerçekte bu ülkü, yüzeysel düşünen, kalıpçı kafalı inananlarca tapınmanın dış nesnesine dönüştürülmüştür. Nesnenin bu ululanması, onun psykhenin derinliklerine ulaşmasını; psykheye ülküye uygun biçimde…
Tolstoy – Diriliş romanından Prens Nehlüdof
O zamanlar dürüst, her iyi iş uğruna çıkarlarını vermeye hazır, soylu bir gençti. Oysa şimdi yalnız kendi zevkini düşünen, ahlaksız, bencil bir insan olmuştu. O zamanlar yaşam onun için her şeyini heyecanla, sevinçle anlamaya çalıştığı bir sırdı. Şimdiyse yaşam apaçıktı önünde. İçinde yaşadığı koşullardan başka bir şey değildi. O zamanlar doğayla, yaşayan, düşünen, hisseden insanlarla…
Bodhidharma ve doğu düşüncesinde Yol anlayışı…
Yol’a girmek dört kapsamlı uygulamayı içerir: haksızlığa katlanmak, koşullara uyum sağlamak, hiçbir şey aramamak ve Dharma’yı uygulamak. Önce, haksızlığa katlanmak. Yol’u arayanlar zorlukla karşılaştıkları zaman şöyle düşünmeliler: “Geçip giden sayısız yıllar boyunca , esas olandan önemsiz olana döndüm ve çoğunlukla kendimi hiç nedensiz öfkeli ve sayısız günahtan dolayı suçlu hissederek her çeşit varoluşun içinde dolanıp…
Heinz Kohut’tan notlar…
Psikanalist Heinz Kohut’tan Oedipus Kompleksi ve narsisistik ruhsal sorunlar üzerine görüşler…
Bertrand RUSSELL – İyi İnsanların Yol Açtıkları Kötülükler (1928)
Yüz yıl kadar önce herkesin çok kötü bir insan olarak tanıdığı Jeremy Bentham adında bir filozof yaşadı. Daha çocukken adını ilk duyduğum anı bugüne kadar hiç unutmadım. Bu, Muhterem Peder Sydney Smith’in, Bentham’ın insanların ölmüş büyük annelerinden çorba yapmaları gerektiğini düşündüğü yolundaki sözlerini duyduğum andı. Böyle bir uygulama bana aşçılık yönünden olduğu kadar ahlak yönünden…
