Bertrand Russell’dan, makine çağı yaşamına bakış…

Bu makine çağında, hüner isteyen el işleri için eskiye göre daha az fırsat bulunduğunu söylemek alışkanlık olmuştur. Ben, bunun doğruluğundan pek emin değilim; evet, bugünün usta işçileri, Ortaçağ esnafından çok daha farklı işlerle uğraşıyorlar, ama yaptıkları işler çok önemli ve çok gerekli. Pratik bilim aygıtlarını ve hassas makineleri yapanlar, plan çizenler, uçak makinistleri, şoförler ve daha birçok el becerisi iş yapan var ki, bu işlerde ulaşılabilecek ustalık derecesinin hemen hemen sınırı yoktur.

Benim düşünceme göre, ilkel ziraat işçisi olan köylü, bir makine ustası ya da şoför kadar mutlu değildir. Tarlasını işleyen köylünün değişik işler yaptığı doğrudur; sürer, eker, biçer ama başarısı doğaya bağlıdır ve bunu hiç aklından çıkaramaz. Buna karşılık, bir mekanizmayı işleten birisi neler yapabileceğini bilir ve doğal güçlere köle değil egemen olduğunu duyumsar. Makine işletenler, pek az değişiklikle hep aynı hareketleri yineleyenler, için çalışmanın ilgi çekici olmadığı elbet doğrudur ama bir işi yapan makinenin yetkinliği arttığı oranda o işin ilgi çekiciliği azalır.

Makine üretiminin asıl amacı, -ki biz bu amaçtan henüz çok uzakta bulunuyoruz- ilgi çekici olmayan işlerin makineyle yapılması ve insanların zamanlarını değişiklik ve öncelikli karar isteyen işlere ayırmalarıdır. Böyle olduğunda, çalışmak ekip biçmenin ilk başladığı günden bu yana olduğundan çok daha az bıktırıcı ve daha az yorucu olacaktır. İnsanlar, tarıma başlamakla, açlıktan ölme tehlikesini azaltmak için, tekdüze ve usandırıcı bir yaşantıya razı olmuştur. Oysa besinlerini avcılıkla elde ettikleri günlerde çalışmak mutluluk veriyordu;’ bunun böyle olduğu, zenginlerin eğlenmek için fırsat buldukça atalarımız gibi ava çıkmalarından da anlaşılabilir. Ama insanlık, makinelerin kullanıma girmesi sonucunda tarımla birlikte başlayan bayağılık, üzüntü ve çılgınlık döneminden kurtulmaktadır. Duygusallar, toprakla iç içe olan Hardy’nin filozof köylülerinin olgunluklarından söz açabilirler ama köy delikanlılarının tek dileği, rüzgâr, yağmur ve kış gecelerinin yalnızlığına köle olmaktan kurtulup sinema ve fabrikanın daha insancıl ve güvenilir ortamına sığınmaktır. Sıradan bir insanın mutlu olabilmesi için dostluğa ve dayanışmaya gereksinimi vardır; bunlar ise sanayide, ekip biçmekte olduğundan çok daha kolaylıkla elde edilebilir.

Yorum bırakın